AMERİKAN FİLMLERİ VE JÜRİ (2)

Filmlerin ve televizyonun hayatımızdaki yeri yadsınamaz. Ne izliyorsak ondan etkileneceğimiz kesindir. Tüm dünyada film ve televizyon sektöründe başı Amerikanlar çektiğine göre, her alanda Amerikan yaşayış biçiminden, gelenek göreneklerinden, eğitim, sağlık ve tabii ki hukuk gibi sistemlerinden etkilenmemiz de, bunların aklımızda kalması ve bunları merak etmemiz de son derece doğaldır.

Aynı başlıklı bir önceki yazımızda Amerikan hukuk sisteminin bizim sistemimizden temelde iki önemli farkı olduğunu belirtmiştik. Bunlardan ilki olan "Yargı sisteminin temelini oluşturan hukuka ilişkin fark"ı bir önceki yazımıda genel olarak ele aldık. Bu yazımızda ise ikinci farktan yani "yargının işleyişine, uygulamaya ilişkin farklar"dan ve bu anlamda da özellikle hepimizin merak ettiği jüri sisteminden bahsedeceğiz.

Nedir Bu Jüri Sistemi ve Nasıl İşler?

Amerikan anayasası Amerikan vatandaşlarına sadece yargıçların ve hukukçuların değil, kendileri gibi sıradan vatandaşlardan oluşmuş bir jürinin önünde yargılanma hakkı sunmaktadır. Temelde bu sistem oy vermek için kayıtlı her vatandaşın potansiyel bir jüri üyesi olması şeklindedir. Kişiler belli bir gün ve saatte jüri görevini yerine getirmek için mahkemeye çağırılırlar.

Bu kişiler jüri görevi için çağırıldıklarında kendilerine dava hakkında ve hizmetlerinin ne kadar sürebileceği hakkında genel bilgi verilir. Bunu takiben yargıç bu kişilere hasta bir aile üyesine bakmak gibi terk edemeyecekleri bir mazeretleri olup olmadığını sorar. Mazereti kabul edilenler görevden ayrılırlar ancak bu kişiler de çok da uzak olmayan bir gelecekte tekrar jüri görevini yerine getirmek üzere çağırılırlar.

Bu aşamada mahkeme potansiyel jüri üyesi olan 18 kişiyi tek tek ve gruplar halinde görüşmeler yaparak değerlendirir. Burada amaç varsa kişilerin konuyla ilgili önyargılarını ortaya çıkarmak ve bunlardan arındırılmış, tarafsız - adil bir jüri elde etmektir. Bu aşamada hem iddia hem savunma makamlarının belli sayıda jüri üyesinin sebep göstermeksizin jüriden çıkarılmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Bunun dışında yine bu aşamada varsa, yargılanan kişiyle veya yargılama konusuyla doğrudan bağlantılı bulunan jüri üyeleri de elenir.

12 kişilik jüri (ve yedekleri) oluştuğunda dava görülmeye başlanır ve taraflar argümanlarını sunarlar - tanıklarını dinletirler. Bu aşamada jüriye davayla ilgili deliller ve hukuk normları açısından bilgi verilir. Tarafların sunumları sona erdiğinde jüri karar vermek üzere toplanır.

Jüri bu aşamada kişinin atılı suçtan suçlu veya suçsuz olduğuna veya bazı durumlarda daha az cezası olan bir suçtan suçlu olduğuna karar verecektir. Karar 12 üyenin oy birliği ile verilebilir. Bir tek jüri üyesi dahi aksi görüşteyse dava hükümsüz kalır Böyle bir durumda davanın yeniden açılıp açılmamasına iddia makamı karar verir.

Dava süreci boyunca jüri üyelerine davayı mahkeme dışında kendi aralarında dahi tartışmamaları gerektiği hatırlatılır. Jüri üyeleri mahkeme dışında diğer üyelerle veya başka kişilerle dava hakkında tartışamayacağı gibi dava konusuyla ilgili olarak bağımsız bir biçimde bilgi de edinemezler.

Ceza davalarında jüri olağan şüphenin ötesinde bir kesinlikle kişinin suçlu / suçsuz olduğuna karar vermelidir. 9 - 12 jüriden oluşan özel hukuk davalarında ise ispat yükü daha hafiftir.

Jüri Sistemi: Doğru/ Yanlış?

Jüri sistemi, Amerikan halkının övündüğü ve adaletin yerine gelmesinde önemli bir rol oynadığına inandıkları bir sistemdir. Bu sistemin yasal kaynağı Amerikan anayasası ve Amerikan Haklar Bildirgesi'dir. (Bill of Rights, The 7th Amendment).

Amerikalılar jüri sisteminin tüm devlet sistemi içinde hayati bir önem taşıdığına ve denge sağladığına inanmaktadırlar. Böylece yasa koyucu her ne kadar devletin yasama organı olsa da, yasaları sadece atanmış yargıçlar değil halk da yorumlayacaktır ve yargı sistemine ortalama vatandaş da katılmış olacaktır. Bu sayede daha adil bir sistemin ortaya çıkması sağlanmış olacaktır.

Amerika'da büyük şirketlerin jüri sisteminden hoşlanmadıkları, yasama organı çevresinde lobi yaparak bu sistemin uygulama alanını daraltmaya çalıştıkları ileri sürülmektedir. Burada ileri sürülen sebep tek bir yargıcı etkilemenin 12 kişilik bir jüriyi etkilemekten daha kolay olduğudur. Jüri, ortalama vatandaşı temsil ettiğinden gerçekten de büyük şirketlerin dava yoluna gitmekten çekindikleri dolayısıyla bu sistemin vatandaşı koruyucu bir yanı olduğu bir gerçektir. Burada yargıç jüriye bir "yol gösterici" olarak yardımcı olmaktadır. Bu sistemde kararı 12 kişilik jüri Amerikan anayasalarına göre "Amerikan halkı adına" verir.

Amerikalı vatandaşların yine Amerikalı vatandaşlar önünde ve onların vicdani kanaatleri doğrultusunda yargılanması özellikle güçlü tarafın karşısında güçsüzü koruduğu için kamuoyu tarafından tercih edilmektedir. Bu anlayışın adalet duygusuna hitap eden bir yanı olduğu açıktır. Amerikalı yargıç Willian G. Young'ın "Jürinin olduğu yerde özgürlüğün ışığını da görebilirsiniz." sözü bunu doğrular niteliktedir.

Jüri sisteminin eleştirilen yönü ise jüriyi satın almanın / etkilemenin kolay olacağı ve bunun adil yargılanmayı etkileyeceği görüşüdür. Jüri sistemini tercih etmeyenlerin ileri sürdükleri bir diğer sav ise hukukla profesyonel olarak ilgilenmeyen kimselerin verecekleri kararların sağlıklı olmayacağıdır.

Eyalet ve başkanlık sistemlerinin tartışılıdığı günümüz Türkiye'sinde jüri sisteminin de tartışma konusu olmasını beklemek çok da yanlış olmaz diye düşünüyoruz. Ancak bu haliyle bile olması gerekenden çok daha uzun süren yargılma, jüri sistemiyle daha da uzun sürecek ve daha masraflı olacaktır. Jüri sisteminin Türkiye açısından en azından şu an için uygulanabilir olmadığı bir gerçektir. Uygulanabilir olsa dahi artıları ve eksileriyle birçok tartışmayı da beraberinde getirecektir.

Ancak tüm bunlar televizyonda veya sinemada şık giyimli avukat/savcıların "İtiraz ediyorum sayın yargıç - Tanığı yönlendiriyor!" şeklinde bağırdıkları sahnelerden hoşlanmamızı ve bunları merak etmemizi, bunlarla eğlenmemizi engellemeyecektir.